2007 AKM Sergisi Tablolar Kataloğu

 

     

BİYOGRAFİ - ACAR BAŞKUT

 
  Baş Sayfa

Basın'da

Katalog

GS Günleri

 

 

Galatasaray Lisesi’nin müdürü Macid Saner GS LİSESİ duvarlarını gri renkten pembeye boyatır. Bu değişim öğrencilerden birinin o kadar hoşuna gider ki kendini tutamayıp Graffiti (duvar ressamlığı sanatı) yapmaya soyunur. O zamana kadar TÜRKİYE, Graffiti' yi tanımıyordu.  1950’li yıllarda Türkiye’de Graffiti’nin bir Sanat dalına dönüşeceğini, ACAR BAŞKUT’ un kendisi dahi bilmezken, o harıl harıl lisenin duvarlarını hocaların karikatürleri, arkadaşlarının resimleri ve diğer bazı tiplemelerle bezerdi.
(Bak: 3 Kalas 2 İnsan 1 Heves baskı 2.)
Merdivenaltı POFİNİ SANAT GALERİSİ bu şekilde kurulmuş oldu; GRAFFİTİ’ nin "G" sinin bir sanat dalı olduğu bile bilinmezken okulun duvarlarını kirleten öğrencinin bu çalışmaları Galatasaray Lisesi tarafından ”OKULDAN ÜÇ GÜN UZAKLAŞTIRMA” ile cezalandırılır. Daha sonra tiyatro ve resme olan tutkusu okulun sahnesinde ve resim sergilerinde görev almasına neden oldur. Şimdi aynı öğrencinin 3 Yağlıboya tablosu OKULUNDA, MÜDÜR ODASINDA bulunuyor, 1’i de GS Cemiyeti lokali duvarlarını süsler durur.

İŞTE GEZECEĞİNİZ SERGİ BÖYLE BİR KİŞİNİN SERGİSİDİR

Resmin yanında filizlenmeye başlayan tiyatro sevdasını da bir arada yürütmeye çalışan öğrencinin adı, dekoratör ve ressam Acar Başkut’ tur. 1935 İstanbul doğumlumdur. “Altın yıllarım” dediği Galatasaray Lisesi’ni dört sene uzatmalı olarak ve en haşarılar listesinde   bitiren Başkut, 1959'da Sayın Muhsin Ertuğrul'un ve babası tiyatro yazan Cevat Fehmi Başkut'un yönlendirmesiyle tiyatronun "T" sine Almanya'da başlamaya karar verdi. Sahne tekniği ve sahne inşaatını, iki yıl süresince MAN Theaterbau Gustavsburg'da gördü ve çizdi. Aynı yıl çocukluk aşkı Gül hanımla evlendi. Yüksek öğrenimini Münih Akademi der Bildenden Künste'de başladı. Öğrenimi sırasında akademinin düzenlediği konkurda Stravinski'nın Ateş Kuşu ve Gounod'nun Faust dekor tasarımları ile birincilik mükafatı kazandı. Bu arada Münich Rezidens Tiyatrosun'da ve Bavyera eyalet Operası'nda sırasıyla dekor taşıyıcılığı, sahne işçiliği, butaforluk, sahne ressamlığı yaptı sonra da hocası Prof. H. Jurgens ve Kurt Halleger'in asistanlığında bulundu. 1964'te Tiyatro Dekoru ve Tiyatro Kostüm Desinatörü bölümünden "Maisterschüler" olarak diploma aldı. Büyük kızı Ahu burada doğdu.
"
Babam Cevat Fehmi Başkut ile dostu Muhsin Ertuğrul bey, resim ve tiyatroya olan ilgim nedeniyle beni Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde Sahne dekor-kostüm okumaya gönderdiler. Yalnızca Fransızca biliyordum. Almanca'm daha yoktu. Ancak şeflerimin, resmin ve desenin yardımıyla işin üstesinden gelebildim."

Almanya’da bulunduğu süre içinde tiyatro sahnesinin, makarasından asansörüne, perdesine değin tüm unsurlarını görüp öğrenen ve çizen Başkut, Dekor üzerine aldığı eğitimi Türkiye’de uygulamak için yurda döndü.
"
Çok geçmeden Akademiye de hoca olarak çağrıldım. Öğrencilerim tiyatro, opera ve bale eğitimi imtihanı için İstanbul Atatürk Kültür Merkezine geliyor ve eğitimlerinde son noktayı ben koyuyordum. Bu bana da talebeye de cazip geldi."

1965 - 1966 yılında İstanbul Şehir Operası'nda çalıştı. 1967 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi'yle anlaşarak burada çalışmaya başladı. 1968 yılında aynı yerde Baş Dekoratör oldu. İstanbul Kültür Sarayı'nın açılışında tekrar İstanbul'a döndü. 2000 yılında Devlet Operasından emekli olmuştur. Ayrıca, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Tiyatro - Opera - Bale bölümünde öğretim üyeliğinde bulundu. Başkut, tiyatro-opera dekor tasarımlarını İstanbul'da Atatürk Kültür Merkezinin açılışında 14 Mart -15 nisan 1983 tarihlerinde sergiledi ve açılış Aida için yaptığı unutulmaz dekorla yapıldı.

"İstanbul Şehir Operası ve Ankara Devlet Opera ve Balesinde yüze yakın esere imza atmış ACAR BAŞKUT’ un RESİM VE TİYATRO TASARIMLARI  SERGİSİNİ  dolaşmazdan evvel,  O’nun POST EMPRESYONİST OLDUĞUNU  UNUTMAMANIZ  GEREK… YORUMU SİZLERE KALMIŞ… Türk tiyatrosunda dekorun önce İtalyanların, sonra da Rumların elinden çıktığını ve Muhsin Ertuğrul’un katkılarıyla Türklerin bu işe yönelmeye başladığını belirten Başkut, DEKORUN bugün geldiği aşamayı ise başarılı buluyor."
"Eskiden dekorda bir abartı vardı. Gerekli olanın yanında bir sürü gerekli gereksiz olan unsur da kullanılırdı. Şimdi ise bir arınma ve yalınlık  söz konusu."

"Tiyatroda dekor sanatı yapıyor olmanın büyük sancılarının çekildiği Türkiye gibi ülkede, dekoratörler ne gibi sorunlar yaşıyor? Sorusuna ise cevabı şu."
"
BİR NEDENDEN “Tiyatronun-Operanın yılbaşına doğru parası biter.  Dekoratörün görevi başlar. Nasıl mı? ‘Bahçesaray Çeşmesi’ adlı balede Ferforje (DEMİR SÜSLEME) yapmak durumundaydım. Ancak kasada para yoktu, ancak marangoz işçiliğine, bir de mefruşat (kumaşlara) yetecek kadardı!  Gazete kağıtlarını SİYAHA BOYAYIP, KURUDUKTAN SONRA  MAKASLA KESEREK, tülün üzerine yapıştırdım. Işığı da  karşıdan verdin mi? İşte sahne dekoratörünün  yaratıcılığı…" Ama kimi zaman, Topkapı Sarayı Bab-ül Saadet’tin önündeki küçük avluda, oynanan, MOZART’IN “Saraydan Kız Kaçırma” operasında  hakiki demir Kullanmak mecburiyetinde kalırsınız. Seyircinin elini uzatsa tutacağı uzaklıkta olunca, iş değişir…"

"1987- 89'da Türk Sovyetler Birliği Kültür Anlaşması kapsamında Moskova'da 59 tiyatro, opera-bale eskizi ve 4 maketten oluşan bir sergi açtı. Sergi Moskova Bahruşin Tiyatro Müzeleri zincirinin bir halkası olan ve Sovyetler Birliği'nin en popüler artistlerinden birinin A. Yermolova'nın vefatından sonra sergi binasına dönüştürülen evde açıldı. Anlaşma 24 gün olmasına rağmen, Sanatsever Sovyet Halkının büyük ilgisini kazanıp, üç ay uzatıldı. İşte bu sergi, İstanbul aşığı, ressam Acar Başkut'un eserlerinin ufak bir bölümüdür."
"
Moskova’da yitirilen bir tiyatro sanatçısının anısına, evini BAHRUŞİN Tiyatro müzesi yapmışlar. TÜRK-SSCB Kütür Bakanlığı anlaşmaları  mucibince benim sergim de o binaya rasgeldi. Bilhassa, ışıklı 4  büyük maket kutusunu (90x90cm) görmenizi isterdim. Sergi 23 gün  iken 3ay uzatıldı. Benim halimi LENİNGRAD-BAKU Seferinde tavuklar arasında görecektiniz…
Moskova'daki Tiyatro Müzesi salonlarında öyle suspus olmuş düşünüyorum. (Böyle zamanlarımda yanımda oturanlar bilir, birer sandalye kayarlar) Salonda tek konferansçının sesi duyuluyor. Toplantı salonunda 40-50 kişi var, kimsenin çıt'ı çıkmıyor. Oturduğum yerden İKİ KAFA, 2 insan başı seçiliyor. Biri MOLIERE, diğeri SHAKSPEARE. Her ikisi de, bırakın yüzyıllarının, edebiyatlarının öncüsü olmuşlar. Biri koskoca İngiliz edebiyatı, öbürü Fransız edebiyatı ve kültürünün kıymetli taşları. Zannetmeyin ki biz onları seyretmeye geldik. Esasta onlar bizi gözlemede...   Benim hakkımda ne düşünüyorlar dersiniz?... Aşkolsun şu Türk'e, Almanya'da yaptığı, bir Fransız'ın oyun dekorunu (Tartuffe - MOLIERE), Rusya'da bize gösteriyor... Demezler mi? Yalan mı?."

Bugüne kadar birçok tiyatro, opera ve balede dekor hazırlayan SANATÇI yıllar önce geçirdiği üç beyin ameliyatı yüzünden vücudunun sağ tarafını kullanamıyor. Ancak Başkut’ un fiziksel açıdan geçirdiği bu rahatsızlık, onun düşlerinin ve yüreğinin izinde gitmesine engel teşkil etmiyor. Önce sol elini kullanmasını öğrenen Başkut, zamanla sol eliyle resimler yapmaya başlamış. Mücadeleden yılmayan Acar Başkut, yaşamını öğrenciler, resimleri ve bilgisayarıyla sürdürüyor. Kabuklarını kırıp özgürlüğe yelken açan deniz yaratıkları, sahteliklerin teşhircisi Gülerek-ağlayan PALYAÇO çalışmaları, İstanbul’un değişik semtleri, Bacasından kara dumanlar çıkaran Vapurlar-Çatanalar, Simitçiler, Uçurtma uçuran çocuklar, Eşeğine bin kilo mal vurmuş zerzevatçı,  kısaca  NOSTALJİNİN TA KENDİSİ...
Eserlerini, KOÇ, SABANCI ve diğer özel koleksiyonlarda görebilirsiniz; Bu arada sanatçı 1994-95 yılında UNICEF ödülünü kazanıp Picasso-Renoir-Utrillo vb. birlikte SANAT TAKVİMİNE girmeyi başarmıştır. RESİMLERİNİ MÜNİH MOSKOVA VE TOKYO’ da açtığı sergilerde Dünya sanatseverlerine sunmuş ve her milletin gazetelerinde, TV’lerinde övgü kazanmıştır.

Acar Başkut Japonya'da büyük ilgi ile izlenen ikinci sergisini
25 Şubat - 2 Mart 2000 de Tokyo Keio Gallery'de
3 Mart - 5 Mart 2000’de Türk Büyük Elçiliği’nde açtı.
2002, 2003 Büyükada ve 2005 AKM Sergileri ve
Bu yıl 29 Mart 2007 sergisi ile sanatını
sergilemeye devam ediyor.

Acar Başkut'un yaptığı Tiyatro ve Opera çalışmaları

İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda:
Vişne Bahçeleri, Hacı Yatmaz, Buzlar Çözülmeden.

İstanbul Şehir Operası'nda:
Don Pasguale (reji E.Voigt)
Manon Lescaut (reji Feridun Altuna)
Cavalerıa Rusticana ve Palyaçolar (reji Aydın Gün)

Ankara Devlet Opera ve Balesi'nde:
Rigoletto, Turandot, Martha, Lucia de Lammermor, Il Trovatore,
Don Carlos, Don Pasguale, Porgy and Bess, Aida(5 ayrı tasarım),
Kuğu Gölü (koreografi Dame Ninettede Valois)
Fındıkkıran (koreografi Dame Ninettede Valois)

İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde:
1969 Aida (reji Aydın Gün)
1969 Yarasa(operet) (reji Aydın Gün)
1970 Kuğu Gölü (koreografi  Dame Ninettede Valois)
1970 Rigoletto (reji Aydın Gün)
1971 Hofmanın Masalları (reji Aydın Gün)
1971 Lucia di Lammermoor (reji Aydın Gün)
1972 Kontes Mariza (reji Aydın Gün)
1973 Saraydan Kız Kaçırma (reji Aydın Gün)
1974 Alayın Kızı (reji Aydın Gün)
1973 Aida (İst. Fes. Açık hava Tiy.) (reji Aydın Gün)
1974 Carmen (İst. Fes. Açık hava Tiy.) (reji Aydın Gün)
1974 Tchardasch Fürstin (operet) (reji Feridun Altuna)
1975 Aşk İksiri (reji Gürçil Çeliktaş)
1976 Manon (reji Aydın Gün)
1977 Il Trovatore (reji Aydın Gün)
1980 Deli Dolu (reji Todd Bolender)
1982 Romeo ve Juliete (reji Gürçil Çeliktaş)
1984 Macbeth (reji Aydın Gün)
1985 Köroğlu (reji Aydın Gün)
1987 Mozart ve Sallieri (reji Attila Manizade)
1987 Sour Angelica (reji Feridun Altuna)
1988 Bahçe Saray Çeşmesi (koreografi Margi Scolt-Yuri Papko)
1988 Carmen (reji Hans Neugebaur)
1989 Yedisi Birden (çocuk oyunu) (reji Önder Gökseven)
1990 Kerem (reji Aydın Gün)
1993 Şen Dul